Çocuk sahibi olan kadınlar daha fazla mı yaşar?

İsveç'te yapılan bir araştırma, baba olan erkeklerin çocuksuz erkeklere göre iki yıl, anne olan kadınların çocuk sahibi olmayanlara kıyasla 18 ay fazla yaşadığını ortaya koydu. BBC Türkçe'nin haberine göre; araştırmayı yürüten bilim insanları bu farkın ardında biyolojik bir değişimin değil, çocukların yaşlılıkta sağladığı bakımın ve desteğin olduğunu düşünüyor.
Ayağı tökezleyip düşmenin bile ölümcül sonuçlar getirebileceği ileri yaşlarda bakım ve destek ağları hayati bir önem taşıyor.
Çevresinde bir ailesi olan yaşlıların doktora gitme, hareketliliğini koruma ve kendilerine bakma konusunda yakınlarınca daha çok teşvik edildiği de saptanmış.
Daha önce yapılan bazı araştırmalar yaşlılıkta yalnız olmanın ya da eşini kaybetmenin ömrü kısalttığını ortaya koymuştu ama ilk kez çocukların oluşturduğu koruma ağının etkisini ortaya koyan bu kadar kapsamlı bir araştırma yapılmış oldu.

Bulgular çocuğun en azından kadın açısından, kaynaklarını kendine bakmak yerine çocuklara yönlendirdiği için yaşam beklentisini azalttığı yönündeki daha eski bazı çalışmalarla çelişiyor.
Örneğin yoksul toplumlarda dört ve üzeri çocuk sahibi olmanın yaşam süresini 3,5 yıl kadar azalttığı sonucuna varan bir çalışma yapılmıştı.
Journal of Epidemiology & Community Health adlı dergide yayımlanan araştırma, çocuklu kadınların ortalama yaşam beklentisinin 84,6, buna karşılık çocuksuz kadınların yaşam beklentisinin 83,1 olduğunu göstermişti.
Aynı araştırmaya göre erkeklerde bu fark biraz daha açılarak 78,4'ten 80,2'ye çıkıyordu.

Sepsis nedir, nasıl anlaşılır? (Belirtileri)

Enfeksiyonla tetiklenen sepsis hastalığında esas sorun bağışıklık sistemine aşırı yüklenilmesi. BBC Türkçe'nin haberine göre;
sepsis herhangi bir enfeksiyonla başlayabilir, bir kesik veya böcek ısırığıyla bile. Normalde bunlardan biri başınıza geldiğinde bağışıklık sisteminiz devreye girip enfeksiyonun yayılmasını önler ve onu yok eder. Fakat enfeksiyon vücutta hızlıca yayılmayı başarırsa, bağışıklık sistemi buna çok büyük bir tepki gösterir. Bu tepki vücutta yıkıcı sorunlar yaratır, septik şok, organ yetmezliği ve hatta ölüm gibi sonuçlara yol açar. İngiltere'de her yıl 44 bin kişi bu yüzden yaşamını yitiriyor.

Semptomları neler?

İngiltere Sepsis Vakfı'na göre sepsisin altı belirtisi var:

Geveleyerek konuşma
Aşırı titreme veya kas ağrısı
İdrar çıkarmadan bir gün geçirmek
Ciddi nefessizlik hissi
Ölecekmiş gibi hissetmek
Deride renk kaybı veya beneklenme
Çocuklardaki belirtiler ise şöyle:
Deride beneklenme, solgunluk veya mavilik
Uyuşukluk ve uyanmakta zorlanma
Ciltte aşırı soğukluk
Çok hızlı nefes alma
Bastırınca rengi açılmayan döküntü
Kasılma veya nöbet

Dolgu ve kanal tedavisi için alternatif yöntem

Birçok kişi diş hekimine gitmekten korkuyor ve tedavi süreçleri bu kişiler için zorlu geçebiliyor. Peki dişlerimiz kendi kendini onarabilir mi? Bilim insanlarına göre bu mümkün. Eğer çalışmalar başarılı olursa dolgu ve kanal tedavileri tarih olacak. Diş hekimleri çürük tedavilerinde genelde dolgu yöntemini kullanılır. Çürük bölüm oyularak çıkarıldıktan sonra, dişteki boşluk ise farklı materyallerle doldurulur. VOA News'un haberine göre; Londra’daki King’s College’dan bilim insanları ise farklı bir yaklaşım üzerinde çalışıyor. Bu basit yöntemle dişteki boşluk doğal yoldan dolabilir.



King's College'dan Paul Sharpe, “Ufak bir süngere bir ilaç damlatıyoruz ve çürüğün çıkarıldığı diş oyuğuna yerleştiriyoruz. İlaç, çok yavaş olan doğal iyileşme sürecini hızlandırıyor ve oyuk kendi kendini dolduruyor. Hem de en doğal materyalle, diş minesi ile iyileşiyor” diyor.

Diş minesini canlandıran ilaç, Alzheimer gibi nörolojik bozuklukların tedavisi için onay almış bile.
Sharpe, “Çok daha düşük dozda kullanıyoruz ve sadece diş üzerinde bir noktaya uyguluyoruz. Bu ilacın, nörolojik kullanımda kana karışan yüksek doz için onay almış olması da umudumuzu artırıyor. Yetkililere gidip, ‘Bakın bu ilaç zaten güvenli olarak onaylanmış, biz ise çok az ve farklı şekilde kullanıyoruz’ diyebiliriz. Böylelikle izinlerin alınması kolaylaşabilir ve insan üzerinde deneylere hızla başlayabiliriz” diyor.

Ağız Sağlığı Vakfı’ndan Nigel Carter, yeni prosedürü dış bakımında heyecan verici bir alternatif olarak niteliyor: “Çürüme nedeniyle kaybedilmiş bir dişin yeniden oluşması gerçekten büyük bir adım. Tabi, en başta dişlerimizin çürümemesi için çaba göstermek lazım. Sonuçta diş bakımına dikkat edilirse tamamen önlenebilir bir durum.”

Yani eğer dişçi koltuğuna oturmak istenmiyorsa hekimlerin tavsiyesi; “Dişlerin fırçalanması.”